Kaybolmanın Estetiği

Şairin Benjamin Button tabiatlı biografisi, bir dev olarak başlayan macerasına nasıl devam eder? Genç şair olarak geçirilen zaman içinde batılan zillet ve tesbih edilen tahribat sonrasında taşınamayacak derecede büyük bir yük olarak boyunda asılı kalır, kalmaktadır. Yansıtan ve bozan kayıt cihazı olarak şairin mevcudiyeti kaydetme ile başladığı yolculuğa kaybetmenin sonsuz küçük merhaleler ile devam edecektir. Ta ki her şey olması gerektiği gibi bu dünyaya içkin kaldığı çizgiye gelene kadar.

Son 4 yılı görsel şiirin mecrada kayıtsızca ve anlamsıza endam etmesine ayırmış (ondan önceki yıllarda biriken bir şey bu) şairin asla yazdıklarını –yeniden yazmamaya and içmiş şekilde- tekrar üretilemez bir kendinden geçiş ile akışa bırakmasını modern sonrasının işi zannetmiştim. Ve özenle izleri yok etmiş ya da üretirken “kaynağa, orijinal fikre” falan pek ehemmiyet vermemiştim. Akış ya da flux kendi adıma en hakiki şey idi. Suya yazmak ya da bilinçakış/sı olarak ifade edilen kaydetme yöntemi.

Yazmak, unutmaya inat bir eylemdi ve unutmak göklerden geldi ise yazı yerden gelmişti. Göklerden gelen içinden gelen ile yerden gelen ise dışın ile ilgili idi, şairsen. Her hırsını törpülemek, başarı kelimesini sözlüğünden ve anlağından çıkarmak, sonunda dili bile isteye deforme ederek konuşamaz hale gelmek. Gündeliğin yükü tarafından ezilen şiir dili için nefes alma ihtimali değil, kemoterapi imkanı olarak böyle bir şiir. İşte peşinde olduğum bu idi.

Çünkü kaydedilmeye değer bir yaşantı değil idi benimkisi kaybedilmeye değecek bir yaşam da olamadı. Şairin onda dokuzu kendisini şair olmaya inandırmak ise onda biri de bu yobazlıktan vazgeçmek olmalı ve sonunda o bir birim galip gelmeli. Üretilen ise sadece az gelişmiş ruhun gündelik lakırdısı içinde hiç bakılmayan bir dipnota benzer.

Kabaca 90lı yılların başında başlayan yazma eğilimimi tehlikeye atacak bir çok iş yaptım. Bile isteye lirik şiire düşman oldum, epik şiir yazarken özensizdim ve görsel şiirden sonra ise yokolma hazinesini ele geçirdim. 2015 yılının sona geldiğimde size göre bende “kötü şiir iyi şiiri kovdu” ve şiirsel adalet ile tanıştım. Yazdığım hiçbir şey artık bir bütünlük arz etmiyor. Mutluyum. Tedavimi gerçekleştirdim.

“Yeis ile saldıracağım kendime / düşmanı olacağım kendimin” diyor ya şair, işte şimdi bu ne demek iliklerime kadar biliyorum. Toplamda gündelik içinde hiçbir halta yaramayan evrakımdan böylece kurtuldum. Bir “güncelleme” ile. Evet, güncellendim.

Edebiyat ve Kötülük ya da Yazı ve Lanet ya da Şiir Nefreti. Daha önce üstün körü göz attığımız bir başlığa ait artık mevcudiyetim. Şiir geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak.

Reklamlar