Yeter okur sayısı

Büt’an Şiirleri‘nin yayınlanması ve dağıtıma çıkması sonrasında kendimce kritik gördüğüm şiir okurunun şiir kitaplarına erişimi veya şiir kitaplarının diğer kitle kültürü ürünleri gibi aynı dağıtım kanallarından ve sanki eşit şartlar varmış gibi o raflarda ve ekranlarda yer almaları konularına kafayı taktım. Çünkü özünde, (fireli firesiz vb.) 500 adet sınırı ile basılan şiir kitaplarının öyle veya böyle bu endüstriyel ve vahşi yayın/dağıtım sektöründe yer almalarını doğru bulmak zalimlik olur. Kendi adıma popüler kültür ürünlerinin, kitap okumamız (çünkü kentli insan kitap okur ya da kitap okur gibi görünür ve kitle kültürü ürünlerini bir şekilde tüketmek zorundadır) adına olmadık yerlerde -marketler ve benzin istasyonları- önümüze çıkartıldığı bir dünyada irrasyonel bir okur/tüketici davranışı beklemek, ancak romantik bir ruhun yapabileceği şey bana göre. Burada bahsettiğim çerçeveyi ortaya koyan istatistiklerin (yani kültür ihtiyacının) günümüz şiiri için yılda ortalama 10 TL kitaba ayıran bir kentli kitlenin insafına kalmış olması bambaşka. Peki çözüm ne?

Çözüm şairin bu karmaşık/acımasız bu endüstriyel süreçlerden çekilmesi ve kültür dünyasının “renkli ve kaybeden” tarafı olmaktan istifa etmesini sağlayacak tek yol olan küçük baş yayıncılık [small press] ya da kendi yayıncısı olmak konusudur. Çünkü bana göre bir şairin, okurum diyebileceği çevre, 40-50 kişilik bir okur kitlesinden ötesi olmaz ve olmamalıdır da [buna kendi kuşağının şairleri de dahildir]. Ortaya çıkan toplam olarak günümüz şiirinin ne ülke nüfusu ne de okur-yazar ne de harcanan para ile ilişkisi vardır. Hatta tam tersi, bunlarla ilişkisi olmadığı, hiç bir iktidar aygıtının tahakkümünü kabul etmediği derecede özgün ve ilginç kalacaktır, kalmaktadır.

Bahsettiğim kitle kitaba ulaşmak ya da kitabı bir tüketim aracı olarak satın almak zorunda olmayan, bunun için kargo/gönderi parasından öte bir harcama yapmak zorunda bırakılmayacak aşina bir kitle olacaktır. Ve bu kitle bana sorarsanız, hakiki sayılabilecek bir şiir okuru kitlesidir de. Hatta kurulacak çekirdek topluluk ve bunun iletişim ağı -internetin önümüze getirip, kitselleştirdiği gibi- her koşulda en azamî araçları kullanarak ayakta kalabilir, kalacaktır.

Böyle bir kitlenin web üzerinde inşa edilmesi daha doğru olacaktır, günümüz düşünüldüğünde, fakat yine de okurun şiir ile ilişkisi, ekran ya da e-kitap okuyucu üzerinden sağlam bir şekilde inşa edilene kadar -ki bu şu zamanda mümkün görünmemektedir ülkemizde- en büyük kurtarıcımız yazıcılar, dijital baskı dükkanları ve el ile imal edilen şiir kitapları olacaktır. Ayrıntısına girmeden söyleyebilirim ki, bu okur sayısı o kadar önemli değil, fakat yine de kişinin okunuyor olduğuna dair bir fikrinin olmasının -yeter sayı |1| (mutlak değer bir) olarak ifade edilebilir- onu diri tutacağını da söylemeden edemem.

Not: Kitap gönderirken, okur sayımdan çok kitap gibi modernitenin ve kültürün kutsanan ürünün sadece PTT kargo tarafından ucuza taşındığını gördüm. Özellikle küçük baş yayıncılığın vazgeçilmezi olarak PTT’yi ve şairlerin mektup-kitap ilişkisine sapkınca bağlı oluşunu hala geçerli kılan bir ulaştırma aracı PTT. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bir kitabı taşımak için 20 TL isteyen diğer kargo şirketlerini de kendimce kınıyorum (PTT 3 TL’ye ulaştırdı kitabı bu arada).

Reklamlar