Olivetti Günleri

Daktilo ile yazmaya geçişim çok hızlı oldu sayılır. 1992 ya da 93 gibi. Olivetti marka bir daktilom vardı ve şimdi arşivleri karıştırdığımda görüyorum ki neredeyse bin sayfaya yakın daktilo ile yazılmış metin var. Yani bir tam bir çöplük! Defterlerimin çoğunu –her cins yazar gibi- ben de saklarım, sakladım. Bir şeye tanıklık edeceklerinden değil, ama yineOkumaya devam et “Olivetti Günleri”

21. Yüzyıl’da Görsel Şiir: Yeni Somut Şiir

Söz, Yazı ve Resim arasındaki ilişki modern sonrası zamanda (21. Yüzyılın mecra ağırlıklı yaşantısı, internet, televizyon vb.) kendi okuma ve yazma araçlarını yaşantımıza sokan gündelik sayesinde yepyeni bir boyuta erdi. Eskiden kentli, küçük burjuva ve batılı sanatçının uhdesinde gibi görünen yeniden üretme ya da yerinden etme, birleştirme, koparma, yapıştırma ve sanatsal anlam üretebilme, parodi vb.Okumaya devam et “21. Yüzyıl’da Görsel Şiir: Yeni Somut Şiir”

Na-mevcudiyet

Yazı yazmaya, çeşitli dergilerde görünmeye, şair olarak tanınmaya (her ne kadar bundan pek hoşlanmasam da) uzun zaman önce başladım. Şairliği bir persona, bir mizaç meselesi falan olarak görmedim. Bizden önceki kuşaklar gibi de şiirden bahsederken bahsedilen şeyler için şiiri kurban etmedim. Öykü yazdım fakat bunda başarılı olamadım. İlginçtir, öykücülüğün ya da anlatı yazarlığının bir şekildeOkumaya devam et “Na-mevcudiyet”

YAŞAM YAŞAMIYOR MU?

Mutat Vaska, kalan son parasıyla, alabileceği en kötü kahve ile birlikte, elinde poşetlerle, alamadığı şeylere biraz üzülerek, evine doğru yola çıktı. Sırf iki üç dakika daha fazla konuşabilmek için lafı uzattı da uzattı markette. Gereksiz sorularla kasiyerin canına okudu ve bu da onun renksiz hayatının en eğlenceli kısmı olmaya başladı son birkaç aydır. İşten atılmasındanOkumaya devam et “YAŞAM YAŞAMIYOR MU?”

NAKLİYESİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEYLER

Eşyalarımızın yer değiştirirken yanımızda olacağını bilmek ancak Krallara, Mısırlılara özgü bir perspektif, bir ulviyet kurgusu ister. Dünyanın mümkünlerinin tükenmesi nesne ile kelime, kelime ile biz arasındaki bağı zedelemekte. İnce ayarlı sözlükler, artık ifade edilecek şeyi kalmadığından “namevcutlaştırılmış” “mücerretleştirilmiş” bir dil’in o kara kuru nesneleri, eşyaları, kapı kaçağı, ihtişamından yekûn olarak hesapsızca kaybetmiş kral odalarını simgeler.Okumaya devam et “NAKLİYESİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEYLER”