ELVEDAMATİK

Genel

Temmuz 2013 tarihinde düşülen şiirin sonundaki not, yine benim tarafımdan açığa düşürüldü. Çünkü sonra şiir yazmaya devam ettim, bir lanet gibi. Hatta o şiirleri (dizeli) toplayıp “Büt’an Şiirleri” isimli bir kitap yayınladım. Şairlere güvenmeyin, şiire güvenin… (30 Aralık 2019)

BİR YETTOBAYT  ELVEDA

allahtan sabır istedim bilmeyerek yüreğe indiğini
her edebiyat akımı gazeteye sarılmış olarak bulunur

Çağın kuantalanmış saçakları
zilyon haneli köy-gökdelenleri
yalayıp geçiyor önümden, yağlı
kağıda sarılmış Burger elimde
bir köşede oturuyorum plastik
mıcırlı heybetsiz.

Dolby-Sûr ve yan yatır aklını
düpdüz satıhlar manyetolu mantolar
kırkızzıl şapkalar, adlandırılmayı
Kıyamete kadar ertelemiş Elveda’m.

Konuşturulmayı akletmemiş bakalit
sırasını bekleyen meteor
çizilmeyi bekleyen çehre
gün ışığından yoksun nefessiz mevlalar.

Kütlesinden tutup çekilen Şey
yayılan, sonra ezilen: Silikona banılmış Dil.

Karşıtlıklarından kalkınmış Talkalı Modernler
Uzadıkça katlanana kadar üfürülen Sınır.
Gezegenden büyük Harita, piksel piksel Pusula.
Gerilmeye çalışan Branda, dönüş imkanı kalmadığında
serilen Diyafram ve anlamın arasında serpiştirilmiş Şey.

Eperken kalkış yataktan, sımsıcak, dalgalı ve Korsan
rüyanın cenderesinden daha kalkmadan
sımsıkı tutulmuş el. bilmediğin yerden
meşakkatlenmiş Zaman, anından damlayan su.

öpüşün çehresi geniş, yüzü ablak,
memeleri kocaman.

sinemden başlar evde unutulmuş Elveda,
sonrasında bozulmuş Gövdesinden tutulur esmer yaseminin
oradan deryaya kavruk bir yol çıkar Pasosu ıslak ve Asker kızı.
telefon kulübesi Dünya kadar, Dünya ahizenin ucundan akar.
sonrası astbest vitamini A.’lar B.’ler T.’ler Z.’ler ile tüm alfabe
– zayıflamak kaderimmiş, göbeğim yağ bağlayana kadar.

Kader eğer bir eğri ile eğriltiyorsa dalgalarını
natuman sabahlarından iş güç dolamalı sikişlerine kentlerin
kaça kaç ritme doymalı bir tabuttan fırlamıştır
kalbi dinlenemeyen bir kalkışmanın tuz ruhu?

ardı arkası kesilmeyen tahılları ile raflarını saran
bir fiile yalvaran /tüket/ Maşina, sevimsiz yüzdeleri ile
her rakama bakalimusallat. dur amına koyayım Elveda’nı unuttun kartta!

yenilmiş uçları ile bir siyaset sırtlanlığında sarmışken kara bulutları buzulların
DNA’sını çift sarımda dürüm edip yutturuyordu galaksilere atalarının
gelmediği yerden Karanlığın dımdızlak şeditliğinde Kara Madde’nin.

13,7 trilyon yıl önce suspus olup da birden Patlaçanga böreği gibi evren
Sımsıkı yapış yapış ve dipkuruluğunda başabaş serimliğinde fırlıyordu
yönlerin tepiştiği Yer’e. Yüpüsyücesinden sefişsefiline bu Kainat
başka bir Kainatın milim yakınında bekleşip duruyordu İlk ne varsa.
Bekleyiş Zaman’ın müstear kuazarı, Kuazarlar dolusu özlem Kıyameti.

ilk atomundan defolu -p -eksik -j /flush +adlandırmayı
alıp da bakışa kuma eyleyen Kafam, dön dön dönüyor sağda solda ve Karayelde.
bu dilin açtığı yarayı kainat kapatamaz lan yemişim onu bunu şunu Şey’i.
hızında büyüyen kütlesi ile yokluğum sarpasarıyor kınında geçmişi.
şunu bunu ve ötekini dirliğinden yakalayıp yere çalan Esneme
genzin gerisinden Dolbi bir iştahla kapatıyor ağzımı Şehvete.

Zihinler, hürlüğünde ölümtrak papağanlığında zümreli
aile ağacında kurutulan pis çamaşırlar yüzyıl esintilerini
durbikalkbiyebidurlarlarları ile öpüştürüyor arsız. sen ben
uzak akrabası sayılırız türlü cinnetleri halı altına itilmiş Fotonlarının
bu tipsiz galaksinin.


Meraklısı için not: Yazdığım yazabildiğim ve okunabilen son şiirimdir. Eğer bir şairsem -ki bundan şüphe duyuyorum; bende edebi bir ince hastalık sorusu gibi mevcut bu- ancak bu kadar yazabilirim. Fotonlarımıza kadar tipsiz galaksinin cinnet hali olduğumuza kanaat getirmiş bir kişiyim nihayetinde. Elbette bu şık yalan /son şiirim ve ben şair değilim/ yaldızları dökülene kadar içten patlar, patlar enerjisini bitirir. Ama ben ciddiyim, 21. yüzyılda şair tanımını yeniden oturtana kadar eskisinden bize fayda yok.